Kong: Kafatası Adası

Hollywood daha King Kong hikayesini ne kadar çekmeye devam edecek çok merak ediyorum. Klasik hikayeye farklı canavarlar katarak değiştirmeye çalıştılar. Kong Kafatası Adası filminde ise konuyu tamamen değiştirmişler.

Açıkçası uzun zamandır bu kadar tutarsız bir görsek efekt filmi izlememiştim. Kong’un boyutunu bir türlü tutturamamışlar. Bir sahnede tepelerden bile büyük, dev gibi. Bir tanesinde daha ufak kalıyor. Keşke bu konuda bir uzman ile çalışsalarmış. Kong’un yanında bulunduğu nesnelere göre boyutunu da tutarlı yapabilirlerdi.

Filmin konusunu neden değiştirmişler anlamıyorum. Dahası neden böyle boş bir konu koymuşlar onu anlamıyorum. Adaya Kong’u bulmaya gidiyorlar ve onu öldürmeye çalışıyorlar. Fakat daha sonra Kong’un aslında koruyucu olduğunu öğreniyorlar ve film bitiyor. Yani önceki filmlerde olan duygusallık ve konu zenginliği bu filmde yok. Sadece savaş delisi bir adam ile Kong’un hikayesi var ve süs olarak da farklı canavarları eklemişler.

Filmde Tom Hiddleston kahraman bir savaşçıyı canlandırıyor ama film boyunca yaptığı tek bir aksiyon sahnesi yok. Ne diye o şekilde koymuşlar anlamıyorum. Diğer taraftan silahların öldüremediği canavara kılıç ile saldıran ve yaralayan biri var.

Bir örümcek sahnesi var inanılmaz. Ağaçlara göre baktığınızda örümcek Kong kadar büyük görünüyor. Çünkü sahnede ağaçların boyutunu adamlara göre çıkartabiliyorsunuz ve örümcek ağaçların neredeyse iki katı. Kong ile adamın karşı karşıya geldiği sahnede Kong ağaçlara göre biraz daha büyük kalıyor. Buna baktığınızda örümcek Kong kadar olması gerekiyor.

Yani filmde o kadar fazla tutarsızlık var ki izlerken bu kadar da saçmalanmaz diye düşünüyorsunuz.

Nis 9, 2017 | Aksiyon, Fantastik, Macera
Kelimeler:

Uzay Yolcuları

Son zamanlarda uzay filmleri oldukça moda ve sürekli uzayda seyahati anlatan filmleri görüyoruz. Uzay Yolcuları da bu filmlerden bir tanesi ve başrollerinde Jenifer Lawrence ve Chris Pratt gibi son zamanların gözde iki oyuncusu yer alıyor. Michael Sheen de robot olarak filmde yer alıyor. Diğer büyük yıldız Laurence Fishburne ise filmde kısa bir şekilde görünüyor.

Filmde uzak bir yıldız sistemine seyahat eden yolcuların hikayesi anlatılıyor. Büyük bir meteor ile çarpışma olunca kalkanlarda bir zarar oluyor ve bunun üzerine yolculardan bir tanesi erkenden uyanıyor. Normalde 100-1500 yıl sonra uyanması gerekirken kaza sonrası erken uyanan bir tek o var. Önce buna çözüm üretmeye çalışıyor ama beceremiyor. Neredeyse bir yıl geçiyor ve yalnızlığa daha fazla dayanamayıp intihara kalkışıyor. Ama tam bu sırada uyuyan yolculardan birini görüyor ve aşık oluyor. Şimdi çok zor bir karar vermesi gerekiyor. Yolcuyu uyandırırsa yalnızlıktan kurtulacak ama bir anlamda aşık olduğu kadını ölüme terk etmiş olacak. Bunun üzerine kadını uyandırıyor ve bunu kaza gibi gösteriyor. Aralarındaki arkadaşlık zamanla ilerliyor ve aşık oluyorlar. Fakat kadın gerçeği öğreniyor ve adam ile konuşmayı bırakıyor.

Bu sırada gemide oluşan hasar da git gide daha kötüye gidiyor ve bunun üzerine yetkililerden bir tanesi uyanıyor. Fakat hasta olduğu için fazla yaşamıyor. Bunun üzerine ikili adamın yetkilerini kullanarak gemiyi düzeltmeye çalışıyor.

Filmin konusu genel olarak böyle. Konu güzel ama bazı yerleri çok tutarsız. Birincisi robot neden emirlere uymayıp kadına gerçeği söylüyor. Öyle olunca robot ile ilgili bir şey olacak sanıyorsunuz ama olmuyor. İkincisi yetkili neden uyanıyor. Gemi yok olma noktasında uyanması saçma. Dahası hasta uyanması ve ölmesi daha saçma. Son olarak normal bir adamın bir anda uzay gemisi mühendisi olması daha da saçma. Filmin sonundakinden hiç bahsetmeyeceğim.

Sefiller

Normalde sanatsal filmleri pek sevmem. Üzerine bir de müzikal olursa mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışırım. Fakat izleyecek film bulamayınca ve arkadaşın da ısrarlı tavsiyesi üzerine geç de olsa Sefiller filmini izledim.

Bilindiği gibi Sefiller aslında Victor Hugo’nun dünyaca ünlü romanı. Tam bir klasik ve onu okumayanı okur saymıyorlar zaten. Sefiller filmi de bu romandan esinlenerek uyarlanmış müzikal bir film. Fakat bu kez oldukça iddialı bir uyarlama yapmışlar ve oyuncu kadrosu konusunda da pek alttan almamışlar. Filmin oyuncu kadrosunda Hugh Jackman, Russell Crowe, Anne Hathaway, Amanda Seyfried, Sacha Baron Cohen ve Helena Bonham Carter gibi birbirinden ünlü ve usta oyuncu yer alıyor. Tabi böyle olunca da oyunculuk olarak film tavan yapmış.

Filmi güzel yapan diğer bir etken de müzikal ile konu çok güzel harmanlanması. Bazı müzikal filmler gerçekten işin ucunu kaçırıyor ve film boyunca sadece konserde gibi müzik dinliyorsunuz. Sefiller filmi böyle değil. Konu güzel akıyor ve araya müzikler çok güzel entegre edilmiş. O yüzden müzikten sıkılma durumu olmuyor.

Filmin konusunu söylemeye gerek yok zaten. Bilmiyorsanız da kitabı okuyun derim. Pişman olmuyorsunuz. Filmde hemen hemen aynı konuyu işliyor. Sefillik içinde geçen hayatlar, politik olaylar, bunların insanların hayatına yansıması vs derken çok fazla konu var. Ama bunların da harmanlaması mükemmel olduğu için bütün olarak ortaya mükemmel bir hikaye çıkıyor.

Warcraft: İki Dünyanın İlk Karşılaşması

warcraft-iki-dunyanin-ilk-karsilasmasiOyununu oynamayanlar için filmi anlamanın zor olduğunu duymuştum. En azından konunun nereye gideceği konusunda eksiklik hissedileceği belirtiliyordu ve oyunu oynamayan biri olarak bana da aynısı oldu. Birincisi konuyu tam anlamadım ve dahası sonradan olanlar oldukça şaşırtıcı geldi.

Warcraft mükemmel bir film olmuş. Görsel efektler gerçekten mükemmel. Oyuncular karakterlere güzel oturmuş. Canavarlar oldukça başarılı. Bu açıdan baktığınızda mükemmel bir fantastik film diyebiliriz.

Fakat konu kısmına gelince tutarsızlıklar var. Mükemmel görünen bir büyücünün acemi bir büyücünün yanında ezilmesi ilginç geliyor. İki mükemmel liderin gizli buluşmasında ikisinin de gafil avlanması da pek karakterler ile uyuşmuyor. Sonu daha da karmaşık hale geliyor ama oyunu oynamadığım için oralarda pek yorum yapmak istemiyorum.

Genel olarak filmi izlemek çok zevkli. Başlaması ile bitmesi bir olan, oldukça sürükleyici bir film olmuş. Devam filmleri geldiğinde konuyu daha iyi anlayabiliriz sanırım.

Kas 20, 2016 | Genel
Kelimeler:

Bana Masal Anlatma

bana-masal-anlatmaPek izleyecek film bulamadığınızda eski filmlere geri dönersiniz ve bir daha izlemekten sıkılmayacağınız filmler vardır yaa. İşte Bana Masal Anlatma da bu tarz filmlerden bir tanesi. Romantik komedi filmleri her zaman beğenimi kazanmıştır. İnsana aşkın her zaman acı olmadığını hatırlatıyor. O yüzden insan sıkıldığında bu tarz eğlenceli romantik komedi filmleri imdadına yetişebiliyor.

Bana Masal Anlatma Burak Aksak filmi olarak biliniyor. Leyla ile Mecnun ile gelen başarıdan sonra onun tadında bir film yazmış ve iyi ki de yazmış. Farklı olarak yönetmenlik mesleğine de soyunmuş. Filmin oyuncu kadrosu ise oldukça zengin. Birbirinden ünlü isim yer alıyor ve Yılmaz Erdoğan da konuk oyuncu olarak yer almış.

Film masal tadında. Zaten masal anlatarak başlıyor. Masallardan çıkıp gelen Ayperi adında bir kız ve mahallenin eğlenceli delikanlısı. Kendilerini bir maceranın içinde buluyorlar ve bu macera onları bir anlamda kehanete doğru götürüyor.

Filmin tek kötü yanı sonu diyebiliriz. Pat diye bitiyor ve bu kadar mı yani diyorsunuz. Kendisini filme öyle kaptırmışsınız ki bir anda öylece bitmesi şaşırtıyor. Onun dışında oldukça güzel bir film olmuş. Tekrar tekrar izlenir.

Buz Devri 5: Büyük Çarpışma

buz-devri-5-buyuk-carpismaBuz Devri animasyon filmi serileri arasında en sevilen filmlerden bir tanesi. Serinin beşinci filmi de vizyona girdi ve Büyük Çarpışma ismi ile biz de izledik. Dünyanın çağları arasında geçiş devam ediyor ve yeni filmde de meteorun çarpması ele alınıyor. Tabi baş kahraman olarak yine Scrat var.

Meşe palamudunun peşinden giderken bu kez bu uçan daire buluyor ve yanlışlıkla çalıştırıyor. Bir anda kendisini uzayda buluyor. Tabi meşe palamudunu kurtarmaya çalışırken uçan daire ile bazı sorunlar yaşıyor. Jupiter’in kırmızı lekesini oluşturması, Saturn’ün halkalarının oluşması, gök taşı kuşağının oluşması vs gibi bir dizi soruna neden olduktan sonra bir gök taşını da dünyaya gönderiyor.

Dünyadaki kahramanlarımızda başlayan meteor yağmuru sonrası bir kehanet keşfediyorlar. Kehanete göre soyları tükenmek üzeredir ve bir şekilde yaklaşan meteoru durdurmaları gerekir. Sağ olsunlar günümüzdeki bilim adamları da animasyona dahil oluyor ve çözüm üretmelerini sağlıyor. Ekip de bunu uygulamaya koyuyor ama tabi yine başları farklı belalardan kurtulmuyor.

Buz Devri 5 Büyük Çarpışma yine eğlenceli bir film olmuş. Karakterler çok sevimli ve yeni dahil olan genç de günümüz gençliğini güzel yansıtıyor. Bunun dışında inanması zor ama Sid de hayatının aşkını bu filmde buluyor.

Eyl 23, 2016 | Animasyon, Komedi
Kelimeler: ,

Küçük Prens

kucuk-prensAnimasyon filmlerini çok seviyorum ve o yüzden yeni bir animasyon filmi çıktığında hemen izlemeye çalışıyorum. Küçük Prens ile de bu şekilde tanıştık diyebilirim. Normal de kitapmış ve kitaptan sinemaya aktarılmış. Kitap ne kadar güzel bilmiyorum ama filmi oldukça güzeldi.

Filmde küçük bir kızın hikayesi anlatılıyor. Annesi onu robot gibi programlamış ve gün içinde her dakika ne yapacağı dakikası dakikasına planlanmış. Buna göre de günlerini geçiriyor. Komşusu ile yaşlı bir adam. Yaptıkları ile kızın dikkatini bozuyor. Aslında küçük kızın bir hikaye okumasını istiyor. Hikayenin adı da kucuk prens.

Kız ilk başlarda görmezden gelmeye çalışıyor fakat daha sonra merakına yenik düşüp hikayeyi okumaya başlıyor. Okudukça da daha fazla etkileniyor ve günlük planının dışına çıkıp yaşlı adamla zaman geçirmeye başlıyor. Bu şekilde hayatı daha özgür bir şekilde yaşaması gerektiğini öğreniyor.

Daha sonra da bu küçük prensin peşine düşmeye karar veriyor. Sonunda onu buluyor da fakat karşılaştığı pek umduğu gibi olmuyor. Hayal kırıklığına uğramasına rağmen küçük prensi de özgürleştirmesi gerektiğinin farkına varıyor. Bu şekilde kendisini küçük prensin günümüze uyarlanmış macerasının içinde buluyor.

Filmin mükemmel bir konusu var. Verdiği mesaj çok güzel ve etkileyici. Sanırım tüm gençlerin izlemesi gereken bir film. Daha özgür bir hayat için.

May 11, 2016 | Animasyon

Star Wars: Güç Uyanıyor

star-wars-guc-uyaniyorStar Wars serisi yeniden uyandırıldı ve merakla beklenen serinin ilk genel olarak ise yedinci filmi izleyenler ile buluştu. Bilindiği üzere George Lucas filmin haklarını sattı ve artık film üzerinde herhangi bir etkisi yok. O yüzden Star Wars Güç Uyanıyor yepyeni bir serinin başlangıcı aslında. Yönetmen koltuğuna da bu tarz filmler ile tanınan J.J. Abrams oturtuldu.

Filmin genel olarak güzel işlenmiş. Herşeyin yeniden başlamasını güzel bir senaryo ile yapmışlar. Harrison Ford ve Carrie Fisher’ı getirmeleri mükemmel olmuş. İlk filmin geçişini bu ikili ile yaptılar. Devamında ise bu kez işin içine Mark Hamill yani Skywalker girecek. Tahmin edebileceğiniz gibi yeni usta o olacak ve genç yetenek Rey’e yol gösterecek.

Filmde kötü adam ise Han Solo ve Princess Leia’nın oğullarından çıkıyor. Biliyorsunuz güç Skywalker’in ailesinde güçlü ve o yüzden kötü adamı oradan çıkartmışlar. Tabi bu da Han Solo’nun sonu demek oluyor. Filmin dramatik sahnesi olan Harrison Ford’un uzun yıllar olan arzusunu gerçekleştirmişler.

Dediğim gibi film genel olarak oldukça iyi işlenmiş. Filmin tek kötü tarafı kötü adamımız. Kylo Ren yeni kötü adam olarak karşımızda ama en yeteneksiz kötü adamlardan bir tanesi. Filmi izlerken kesin filmde onu öldürecekler ve başkası ile devam edecekleri için bu kadar yetersiz diye düşünüyorsunuz ama ne yazık ki olmuyor. Serinin kötü adamı ne yazık ki o olacak. Darth Vader’dan sonra böyle bir kötü adam karakteri çok zayıf kalmış. Bu yüzden filmi de aşağı çekiyor diyebiliriz.

Korku filmi bolluğunda kıtlık!

paranormal-activity-5-hayalet-boyutuKorku ve gerilim filmlerini çok seven biri için son zamanlarda oldukça fazla hayal kırıklığına uğradığı söyleyebilirim. Artık piyasaya yaratıcı ve kaliteli korku filmleri çıkmıyor ve bunun acısını oldukça hissediyorum. Aslında sonra zamanlarda Türk korku filmleri çok yaygın ve hemen hemen her hafta bir Türk korku filmi vizyona giriyor ama kalite yukarı gideceğine aşağıya gidiyor diyebilirim.

ciglik-4Benzer konular tekrar tekrar biraz değiştirilerek karşımıza koyuluyor. Makyaj ile çirkinliği iyice ön plana çıkıp korkutmaya çalışıyorlar ama pek fayda etmiyor. Senaryo üzerinde fazla kafa yormuyorlar ve en önemlisi yaratıcılık kısmında çok sönük kalıyoruz. Artık nerede ne olacağını bilir hale geldik ve hazırlıklı olunca da korkacak bir şey olmuyor.

son-durak-5Yabancılarda da durum pek farklı değil ama ne azından onlarda konu olmayınca bir şey yapayım da millete kakalayayım düşüncesi pek yok. Adamlar konu bulamayınca yapmıyorlar. En son Paranormal Activity serisi ilgi çekti ama oda tavuk suyunun suyundan çorba işine döndü. Olmadı Çığlık ve Son Durak gibi klasiklere yöneldiler ama o da orada kaldı. Yakında Testere de yeni bölüm ile gelirse şaşırmayacağım.

Diriliş

the-revenant-dirilisBen de birçok sinema hayranı gibi Leonardo DiCaprio’nun Diriliş filminin neden bu kadar çok abartıldığını merak edenlerdenim. Yani Leonardo ile Ayı sahnesini çıkarttıktan sonra geriye çok sıradan bir film kalıyor ama nedense mükemmel bir filmmiş havası estiriliyor.

Leonardo filmdeki oyunculuğu ile Oscar’ı hak ediyor. Ona bir sözümüz yok. Ayı sahnesi sinema klasikleri arasında alacak kadar mükemmel. Film genelinde de oyunculuğu fazla zorlamış ve mükemmel bir iş çıkartmış. Ama filmin geneline baktığımızda abartılacak bir konu yok.

Adam oğlu ile birlikte askerlere rehberlik yapıyor. Ayının saldırısına uğruyor ve ölme noktasına geliyor. Askerler ona minnetini göstermek için orada bırakmıyorlar ve onu da yanlarında götürüyorlar. Askerlerden biri buna karşı çıkıyor fakat adam da onun başına kalıyor. Adam ondan kurtulmak için gizliden onu öldürmeye çalışıyor ama oğlu görünce oğlunu öldürmek zorunda kalıyor. Rehber de bunu görünce intikam almak için hayatta kalmaya çalışıyor ve başarıyor da. Sonra da intikamını alıyor tabi ki.

Yani klasik bir intikam filmi ama Leonardo oyunculuk yeteneğini göstermesi için yaşam koşulları oldukça uç noktalara çekilmiş. Bunun dışında genel olarak sıkıcı bir film.

Şub 24, 2016 | Genel