Star Wars: Güç Uyanıyor

star-wars-guc-uyaniyorStar Wars serisi yeniden uyandırıldı ve merakla beklenen serinin ilk genel olarak ise yedinci filmi izleyenler ile buluştu. Bilindiği üzere George Lucas filmin haklarını sattı ve artık film üzerinde herhangi bir etkisi yok. O yüzden Star Wars Güç Uyanıyor yepyeni bir serinin başlangıcı aslında. Yönetmen koltuğuna da bu tarz filmler ile tanınan J.J. Abrams oturtuldu.

Filmin genel olarak güzel işlenmiş. Herşeyin yeniden başlamasını güzel bir senaryo ile yapmışlar. Harrison Ford ve Carrie Fisher’ı getirmeleri mükemmel olmuş. İlk filmin geçişini bu ikili ile yaptılar. Devamında ise bu kez işin içine Mark Hamill yani Skywalker girecek. Tahmin edebileceğiniz gibi yeni usta o olacak ve genç yetenek Rey’e yol gösterecek.

Filmde kötü adam ise Han Solo ve Princess Leia’nın oğullarından çıkıyor. Biliyorsunuz güç Skywalker’in ailesinde güçlü ve o yüzden kötü adamı oradan çıkartmışlar. Tabi bu da Han Solo’nun sonu demek oluyor. Filmin dramatik sahnesi olan Harrison Ford’un uzun yıllar olan arzusunu gerçekleştirmişler.

Dediğim gibi film genel olarak oldukça iyi işlenmiş. Filmin tek kötü tarafı kötü adamımız. Kylo Ren yeni kötü adam olarak karşımızda ama en yeteneksiz kötü adamlardan bir tanesi. Filmi izlerken kesin filmde onu öldürecekler ve başkası ile devam edecekleri için bu kadar yetersiz diye düşünüyorsunuz ama ne yazık ki olmuyor. Serinin kötü adamı ne yazık ki o olacak. Darth Vader’dan sonra böyle bir kötü adam karakteri çok zayıf kalmış. Bu yüzden filmi de aşağı çekiyor diyebiliriz.

Korku filmi bolluğunda kıtlık!

paranormal-activity-5-hayalet-boyutuKorku ve gerilim filmlerini çok seven biri için son zamanlarda oldukça fazla hayal kırıklığına uğradığı söyleyebilirim. Artık piyasaya yaratıcı ve kaliteli korku filmleri çıkmıyor ve bunun acısını oldukça hissediyorum. Aslında sonra zamanlarda Türk korku filmleri çok yaygın ve hemen hemen her hafta bir Türk korku filmi vizyona giriyor ama kalite yukarı gideceğine aşağıya gidiyor diyebilirim.

ciglik-4Benzer konular tekrar tekrar biraz değiştirilerek karşımıza koyuluyor. Makyaj ile çirkinliği iyice ön plana çıkıp korkutmaya çalışıyorlar ama pek fayda etmiyor. Senaryo üzerinde fazla kafa yormuyorlar ve en önemlisi yaratıcılık kısmında çok sönük kalıyoruz. Artık nerede ne olacağını bilir hale geldik ve hazırlıklı olunca da korkacak bir şey olmuyor.

son-durak-5Yabancılarda da durum pek farklı değil ama ne azından onlarda konu olmayınca bir şey yapayım da millete kakalayayım düşüncesi pek yok. Adamlar konu bulamayınca yapmıyorlar. En son Paranormal Activity serisi ilgi çekti ama oda tavuk suyunun suyundan çorba işine döndü. Olmadı Çığlık ve Son Durak gibi klasiklere yöneldiler ama o da orada kaldı. Yakında Testere de yeni bölüm ile gelirse şaşırmayacağım.

Diriliş

the-revenant-dirilisBen de birçok sinema hayranı gibi Leonardo DiCaprio’nun Diriliş filminin neden bu kadar çok abartıldığını merak edenlerdenim. Yani Leonardo ile Ayı sahnesini çıkarttıktan sonra geriye çok sıradan bir film kalıyor ama nedense mükemmel bir filmmiş havası estiriliyor.

Leonardo filmdeki oyunculuğu ile Oscar’ı hak ediyor. Ona bir sözümüz yok. Ayı sahnesi sinema klasikleri arasında alacak kadar mükemmel. Film genelinde de oyunculuğu fazla zorlamış ve mükemmel bir iş çıkartmış. Ama filmin geneline baktığımızda abartılacak bir konu yok.

Adam oğlu ile birlikte askerlere rehberlik yapıyor. Ayının saldırısına uğruyor ve ölme noktasına geliyor. Askerler ona minnetini göstermek için orada bırakmıyorlar ve onu da yanlarında götürüyorlar. Askerlerden biri buna karşı çıkıyor fakat adam da onun başına kalıyor. Adam ondan kurtulmak için gizliden onu öldürmeye çalışıyor ama oğlu görünce oğlunu öldürmek zorunda kalıyor. Rehber de bunu görünce intikam almak için hayatta kalmaya çalışıyor ve başarıyor da. Sonra da intikamını alıyor tabi ki.

Yani klasik bir intikam filmi ama Leonardo oyunculuk yeteneğini göstermesi için yaşam koşulları oldukça uç noktalara çekilmiş. Bunun dışında genel olarak sıkıcı bir film.

Şub 24, 2016 | Genel

Aşk Olsun

ask-olsunAşk Olsun filmi gerçekten sıcak bir film olmuş ve aşka dair her şeyi içinde barındırıyor. Belki biraz Hitch tarzı olması ya da konuyu biraz daha fazla zenginleştirememiş olması nedeni ile pek ilgi görmedi ama yine de boş zamanlarda aşk filmleri tercih edenler için güzel bir film diyebilirim.

Filmin kötü taraflarından biri aslında oyuncu kadrosunun bir biri ile pek yakışmaması. İlker Aksum Sedef Avcı ile hiç yakışmamış. Kenan Ece ve Selen Seyven biraz olsun yakışıyor ama yine de bu konuda daha özenli bir kadro seçimi olabilirdi.

Filmde İlker Aksum aşk doktorunu canlandırıyor ve müşterisine eski sevgilisine dönmesi için yardımcı olmaya çalışıyor. Tam bunu başaracak fakat başka bir kadın işleri bozuyor. Daha sonra ortaya çıkıyor ki bu kadın da bir aşk doktoru ve karşı taraf onu kızdan kurtulmak için tutmuş çünkü adam harbiden aşık ama mantığı hayır diyor. Böyle olunca iki aşk doktorunun rekabetini izliyoruz fakat bu rekabet aynı zamanda kendi aralarında da aşkı getiriyor. Tabi böyle olunca işler daha da ilginç bir hal almaya başlıyor.

Filmin en güzel yanı ayrılma yanlısı ile barıştırma yanlısının rekabeti aslında. Böylece iki tarafın bakış açısını da görebiliyoruz ve kendi hayatımızdaki ilişkilere iki yönden de bakabiliyoruz. Tabi orta yolu bulmak her zaman filmlerdeki kadar kolay olmuyor.

Otel Transilvanya 2

Otel Transilvanya 2Hollywood’un son zamanlarda çocukları korkuları ile yüzleştirme geleneği devam ediyor ve Otel Transilvanya filmi bu konuda oldukça önemli bir adım atmıştı. Bildiğimiz hemen hemen tüm korku karakterlerini insanlardan uzakta bir otelde toplamayı başarmışlar ve aslında onların da insanlardan korktuğunu göstermişlerdi. Tabi işler her zaman planlandığı gibi gitmemiş ve bir insanın yolu bu otele düşmüş ve dahası otelin sahibinin kızı bu oğlana aşık olmuştu. Filmde de insanlar canavarlar ile yüzleşmiş ve mutlu son ile bitmişti.

Otel Transilvanya 2 filmi buradan başlıyor ve sevgili çiftimizin çok tatlı bir çocuğu oluyor. Çocuk insan mı canavar mı tartışması sürerken anne insan olduğunu düşündüğü oğlunun insanlar ile yaşaması gerektiğini düşünür. Böyle olunca vampirimiz kızını ve torununu kaybetmek korkusu ile torununun canavar olduğunu kanıtlama mücadelesi içine girer. Bunun içinde yakın arkadaşları ile farklı denemeler yaparlar ama pek başarılı olamazlar. En sonda vampirin babası çıka gelir ve bu konuda oldukça uzmandır. Tek sorun onun yakın dostlarının insanlardan nefret etmesidir.

Film yine oldukça eğlenceli ama ilk filmdeki gibi bir mesaj verme söz konusu değil. Bir de vampirin denemeleri pek de komik olmadığı için film saçma gelmeye başlıyor ama çocuk gerçekten çok tatlı ve filmi taşıyor diyebiliriz. Yine de oldukça kaliteli bir animasyon filmi olduğu kesin.

Oca 7, 2016 | Animasyon, Komedi

Marslı

marsliAndy Weir’in tüm dünyada çok satan romanından beyazperdeye uyarlanan Marslı filminin yönetmenliğini uzay ve bilim kurgu filmleri ile tanınan Ridley Scott’un yapması insanda ayrı bir heyecan oluşturuyordu. Filmin başrolünde de son zamanlarda uzay filmlerinde izlemeye alıştığımız Matt Damon olması filmi ayrıca ilginç kılıyordu.

Filmin konusu aslında oldukça basit. Marsta mahsur kalmış bir adamı kurtarma çabası anlatılıyor fakat söz konusu son zamanlarda sıkça duyduğumuz Mars olunca filme olan ilgi de oldukça artıyor. NASA’nın zamanlamayı ayarlayıp Mars’ta su bulduğunu açıklaması da filme olan ilgiyi oldukça arttıracaktır.

Film gelecek bir zamanda geçiyor ve NASA Mars’a insan göndermeye başlamış. Son gidenler fırtınaya yakalanıyor ve bu yüzden Mars’ı terk etmek zorunda kalıyorlar. Fakat Mark adındaki astronot kaza sonrası Mars’ta mahsur kalıyor. Bir taraftan Mars’ta hayatta kalmaya çalışırken diğer taraftan NASA’nın kurtarma planına ayak uydurmaya çalışıyor. Diğer taraftan NASA da astronotu geri getirebilmek için çeşitli planlar geliştiriyor.

Film baştan sona aksiyon içeriyor ve Mars sahneleri gerçekten mükemmel. Yakın zamanda bunu gerçekleşebilecek olması ise izlerken insanda farklı bir duyguya neden oluyor. Haftanın hatta yılın en iyi filmlerinden bir tanesi.

Mad Max: Fury Road

mad-max-fury-roadHollywood efsanevi Mad Max serisini yeniden çekmeye başlamasına en fazla sevinenlerden biriyim. Özellikle oyuncu kadrosunu gördükten sonra daha da sevindim. En sevdiğim erkek oyunculardan biri olan Tom Hardy Mad Max karakterine gerçekten mükemmel oturmuş. Diğer taraftan Charlize Theron mükemmel bir oyunculuk çıkartmış ve sahip olduğu güzelliği böyle bir karakterin içine sokması ayrıyeten bahsedilmesi gereken bir yetenek.

Film bilim kurgu tarzında ve gelecek zaman içinde geçiyor. Enerji savaşlarının yerini su savaşları almış ve iyice kurumuş bir dünyada herkes hayatta kalmak için mücadele ediyor. Mad Max de bunlardan bir tanesi ve sonunda onu da yakalıyorlar. Yakalandığı yerden kamaya çalışırken aslında uzun zamandır görmediği dünyadaki bir güzelliği de görüyor ve bu aslında onun da geleceğini şekillendiriyor.

Bir kargo işlemi için yola çıkan arabalar planın dışına çıkınca cezalandırma için peşinden bir ordu gönderiliyor ve gösteriş olarak Mad Max de bu araçlardan birine bağlı duruyor. Tabi ortalık karıştığında Mad Max bir şekilde kaçmayı başarıyor ve planları bozanlar ile de bu şekilde tanışmış oluyor. Ortak hareket ederek yaşanacak bir yere gitmeye çalışıyorlar fakat peşlerindekilerin onları pek bırakmaya niyeti yok.

Filmin başlaması ile bitmesi arasındaki zamanın nasıl geçtiğini pek anlamıyorsunuz. İlk dakikada aksiyon başlıyor ve hiç durmadan sonuna kadar devam ediyor. Mükemmel bir oyunculuğa bu şekilde sürükleyici bir senaryo eklenince ortaya mükemmel bir film çıkmış.

Ters Yüz

Yüksek bütçeli animasyon filmleri söz konusu olunca daha büyük beklentilerim oluyor ama ne yazık ki Ters Yüz bu beklentileri karşılamıyor.

Disney film yaparken filmden daha çok filmdeki karakterlerin oyuncaklarını düşündüğü için her filmde çocuklara sempatik gelecek birçok karakter yaratır ve bu şekilde büyük paralar kazanır. Animasyon filmlerinin maliyeti yüksektir ve getirisi de genelde maliyeti karşılar fakat Disney asıl parayı filmin oyuncaklarından kazanır. O yüzden bu filmde de karakterlere yönelmişler ve prenses tarzı bir ana karakter ile sempatik yan karakterleri filme dahil etmişler.

Filmin konusu ise genç bir kızın psikolojik değişimi. Bu yukarda belirttiğim karakterler genç kızın her bir duyusunu temsil ediyor ve bu duyular da kızı kontrol ediyor. Neşe tabi ağırlıklı olarak fakat zamanla hüzün istem dışı harekeler yapıyor ve kız git gide daha hüzünlü hale geliyor. Neşe bunu engellemek isterken yanlışlıkla ikisini de kontrol kısmından çıkartıyor. Bunun üzerine kızın kontrolü nefret, korku ve kibirin eline geçiyor ve kız da kontrolden çıkıyor. Neşe ve hüzün de kontrol kulesine geri dönebilmek için çabalıyor.

Film aslında komedi olarak geçiyor fakat pek komik sahne yok. Hatta hiç yok diyebiliriz. Hayat dersi niteliği de pek bulunmuyor. Klasik bir psikoloji mesajı var hepsi bu. Fakat karakterlere bakınca oyuncağının çok kolay yapılabileceğini görüyoruz. Görünen o ki Disney yapımcılara film yapın dememiş bize gidin oyuncak fikri üretin demiş.

Tem 7, 2015 | Genel
Kelimeler:

Kingsman: Gizli Servis

kingsman-gizli-servisHer açıdan çok farklı bir film olmuş. Filmde ne isterseniz var. Aksiyon var, acayip kavga sahneleri var, komedi var, filmin başrolünü öldürerek oluşturulan bir dram var, klasik kötü adam iyi adam karşılaşmasına inat bir farklılık var, kötü kız ile biraz fantastik biraz bilim kurgu tadı var, hatta son sahne ile için içine erotizm mi bile katmışlar.

Kingsman Gizli Servis işte bu tarz bir film ve Colin Firth ve Samuel Jackson’lu kadrosu ile de oldukça dikkat çekici bir film. Filmde Colin Firth iyi adamı oynuyor ve çok gizli bir servisin en iyi elemanı. Samuel Jackson ise kötü adamı canlandırıyor ve giderek daha büyük bir sorun haline gelen dünya nüfusunu azaltmak için insanoğlunu bağımlısı olduğu telefon ile vuruyor.

Colin Firth yıllar önce hayatını kurtaran bir ajanın oğlunu borcunu ödemek için gizli servise alıyor ve diğer taraftan dünyayı tehdit eden yeni bir kötünün peşinden gidiyor. Bunu yaparken kendini deneyin içinde buluyor ve kötü adama yakalanıyor. Normalde bu durumda kötü adam planını anlatır, iyi adam da bir yolunu bulup kaçar fakat öyle olmuyor ve adam planını anlatmadan ajanı öldürüyor. Buna tanık olan  çaylak ajan bir şeyler yapma ihtiyacı duyuyor ve Samuel Jackson’un peşinden gidiyor. Zaten bundan sonrası süper kahraman hikayesine dönüyor.

Aşk – Her

ask-herSon zamanlarda sinemalarda kaliteli aşk filmleri görmek pek mümkün olmuyor. Açıkçası Aynı Yıldızın Altında filminden sonra öyle duygusal bir aşk filmi izlemedim. Birçok Türk aşk filmi vizyona giriyor fakat kalite söz konusu olduğunda sınırın çok altında kalıyorlar. Özellikle sırf ününü kullanarak film yazdığı itiraf edenlerin bir haftada yazıp çektikleri filmi milleti enayi yerine koyar gibi vizyona sokmalarından sonra da Türk filmlerinden iyice soğudum. Hal böyle olunca uzun zamandır adını duyduğum ve merak ettiğim Aşk filmini izlemek istedim. Adından da anlaşılacağı üzere tam bir aşk filmi diyebilirim.

Filmin başrolünde Joanquin Phoenix var fakat önceki karakterlerinden çok farklı bir karaktere bürünmüş. Onu tanımak neredeyse imkansız bir hal almış. Mükemmel bir oyunculuk çıkartmış fakat oyunculuğu Scarlett Johansson’un ki nedeni ile biraz geri plana itildi. Aslında Scarlett filmde oyuncu olarak yer almıyor, sadece sesi var ki zaten bu yüzden bu kadar ilgi uyandırdı. Kadın sadece sesi ile mükemmel bir oyunculuk çıkartmış. Filmde aynı zamanda usta oyuncu Amy Adams’da var fakat o biraz fazla geri planda kalmış.

Filmde bir adam ile bilgisayarın daha doğrusu işletim sisteminin aşkı anlatılıyor. Gelecek zamanda geçen filmde teknoloji iyice gelişmiş ve işletim sistemleri de ses ile kontrol edilir hale gelmiş. Bir anlamda yapay zeka olan işletim sistemleri herkesin hayatında büyük yer edinmiş. Yapayalnız yaşayan adam da son model bir işletim sistemini alıyor ve kullanmaya başlıyor. Yakın dostu gibi sohbet ettiği işletim sistemine zamanla aşık olmaya başlıyor. Tabi işletim sistemi de bu aşkına karşılık veriyor ve ilişkileri bu şekilde devam ediyor. Fakat iş belli noktalara gelince gerçek ile yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Fakat bunları aşmak içinde farklı yollar buluyorlar ama işler pek istenilen gibi gitmiyor. Zamanla adam gerçeğin farkına varıyor. İşletim sisteminin onu farklı kişiler ile aldattığını öğreniyor ve hayal kırıklığına uğruyor. Fakat yalnız olmadığını öğrenmesi fazla uzun sürmüyor. Yaşanan bu hayal kırıklığı müşteriler arasında rahatsızlık yaratınca da işletim sistemi piyasadan çekiliyor. Hayattaki tek aşkını kaybeden adam da gerçek yalnızlığı ile tekrardan baş başa kalıyor.