Kingsman: Gizli Servis

kingsman-gizli-servisHer açıdan çok farklı bir film olmuş. Filmde ne isterseniz var. Aksiyon var, acayip kavga sahneleri var, komedi var, filmin başrolünü öldürerek oluşturulan bir dram var, klasik kötü adam iyi adam karşılaşmasına inat bir farklılık var, kötü kız ile biraz fantastik biraz bilim kurgu tadı var, hatta son sahne ile için içine erotizm mi bile katmışlar.

Kingsman Gizli Servis işte bu tarz bir film ve Colin Firth ve Samuel Jackson’lu kadrosu ile de oldukça dikkat çekici bir film. Filmde Colin Firth iyi adamı oynuyor ve çok gizli bir servisin en iyi elemanı. Samuel Jackson ise kötü adamı canlandırıyor ve giderek daha büyük bir sorun haline gelen dünya nüfusunu azaltmak için insanoğlunu bağımlısı olduğu telefon ile vuruyor.

Colin Firth yıllar önce hayatını kurtaran bir ajanın oğlunu borcunu ödemek için gizli servise alıyor ve diğer taraftan dünyayı tehdit eden yeni bir kötünün peşinden gidiyor. Bunu yaparken kendini deneyin içinde buluyor ve kötü adama yakalanıyor. Normalde bu durumda kötü adam planını anlatır, iyi adam da bir yolunu bulup kaçar fakat öyle olmuyor ve adam planını anlatmadan ajanı öldürüyor. Buna tanık olan  çaylak ajan bir şeyler yapma ihtiyacı duyuyor ve Samuel Jackson’un peşinden gidiyor. Zaten bundan sonrası süper kahraman hikayesine dönüyor.

Aşk – Her

ask-herSon zamanlarda sinemalarda kaliteli aşk filmleri görmek pek mümkün olmuyor. Açıkçası Aynı Yıldızın Altında filminden sonra öyle duygusal bir aşk filmi izlemedim. Birçok Türk aşk filmi vizyona giriyor fakat kalite söz konusu olduğunda sınırın çok altında kalıyorlar. Özellikle sırf ününü kullanarak film yazdığı itiraf edenlerin bir haftada yazıp çektikleri filmi milleti enayi yerine koyar gibi vizyona sokmalarından sonra da Türk filmlerinden iyice soğudum. Hal böyle olunca uzun zamandır adını duyduğum ve merak ettiğim Aşk filmini izlemek istedim. Adından da anlaşılacağı üzere tam bir aşk filmi diyebilirim.

Filmin başrolünde Joanquin Phoenix var fakat önceki karakterlerinden çok farklı bir karaktere bürünmüş. Onu tanımak neredeyse imkansız bir hal almış. Mükemmel bir oyunculuk çıkartmış fakat oyunculuğu Scarlett Johansson’un ki nedeni ile biraz geri plana itildi. Aslında Scarlett filmde oyuncu olarak yer almıyor, sadece sesi var ki zaten bu yüzden bu kadar ilgi uyandırdı. Kadın sadece sesi ile mükemmel bir oyunculuk çıkartmış. Filmde aynı zamanda usta oyuncu Amy Adams’da var fakat o biraz fazla geri planda kalmış.

Filmde bir adam ile bilgisayarın daha doğrusu işletim sisteminin aşkı anlatılıyor. Gelecek zamanda geçen filmde teknoloji iyice gelişmiş ve işletim sistemleri de ses ile kontrol edilir hale gelmiş. Bir anlamda yapay zeka olan işletim sistemleri herkesin hayatında büyük yer edinmiş. Yapayalnız yaşayan adam da son model bir işletim sistemini alıyor ve kullanmaya başlıyor. Yakın dostu gibi sohbet ettiği işletim sistemine zamanla aşık olmaya başlıyor. Tabi işletim sistemi de bu aşkına karşılık veriyor ve ilişkileri bu şekilde devam ediyor. Fakat iş belli noktalara gelince gerçek ile yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Fakat bunları aşmak içinde farklı yollar buluyorlar ama işler pek istenilen gibi gitmiyor. Zamanla adam gerçeğin farkına varıyor. İşletim sisteminin onu farklı kişiler ile aldattığını öğreniyor ve hayal kırıklığına uğruyor. Fakat yalnız olmadığını öğrenmesi fazla uzun sürmüyor. Yaşanan bu hayal kırıklığı müşteriler arasında rahatsızlık yaratınca da işletim sistemi piyasadan çekiliyor. Hayattaki tek aşkını kaybeden adam da gerçek yalnızlığı ile tekrardan baş başa kalıyor.

Deliha

delihaGupse Özay, Yalan Dünya dizisindeki karakter ile büyük hayran kitlesi kazanmış ve kendini oldukça sevdirmişti. Sanırım bu zaman diliminde fazla Recep İvedik izlemiş ve ben bunun kadın versiyonunu çok iyi yaparım demiş ve Deliha filmini yapmış. Nasıl olsa hazır ünlü olmuşken milleti sinema salonuna çeker, cepleri doldururum düşüncesine zaten yabancı değiliz ve Gupse de bu şekilde kendini bitirmeyi başarmış.

Deliha filminin konusunu anlatacağım ama anlatacak da bir konu yok. Recep İvedik’in erkek versiyonu bir adama aşık oluyor ve onu tavlamaya çalışıyor. Bunu yaparken de Recep İvedik gibi saçmalıyor sadece ve bu şekilde izleyenleri güldürmeye çalışıyor. Pek başarılı olmadığı da kesin.

Gupse oyunculuk kariyeri boyunca bir film hayali kurmuş ve sonunda parası olunca da hayalindeki filme imza atmış. O kadar zaman ve düşünce ile Deliha gibi bir film çıktı ise Gupse’nin oyuncu olarak kalması daha iyi gibi görünüyor.

Nis 14, 2015 | Komedi

Takip 3: Son Karşılaşma

takip-3-son-karsilasmaTakip serisi ikinci filmi Türkiye’de çekildikten sonra göze daha bir hoş gelir olmuştu. Her ne kadar film için İstanbul’a gelen Liam Neeson sokakta toletini yaparken yakalansa da film İstanbul’un güzelliklerini gösterdiği için ilgi görmüştü. Her ne kadar çağ dışı polis arabaları nedeni ile de çok tartışıldıysa da yine de güzel filmdi.

Takip 3 Son Karşılaşma bu kez Los Angeles’da çekildi ve olaylar Los Angeles’da geçiyor. Tabi böyle olunca Los Angeles’ın gezilecek yerleri ve güzelliklerini filmde görmek mümkün. Ama sanırım Los Angeles şehri filme bizim yaptığımız kadar fazla yardımda bulunmamıştır.

Serinin üçüncü filminde kahramanımız bu kez karısını öldürmekle suçlanıyor ve tüm Los Angeles polis departmanı onun peşine düşüyor. Bunun bir kurmaca olduğunu anlayan kahramanımızda polisten kaçıp katilleri kendisini yakalamaya çalışıyor. Bunu yaparken de yine ortalığı yıkıp geçiyor.

Film yine oldukça güzel ama sonunu oturtamamışlar. Katil beklenen kişi çıkıyor fakat oraya kadar profesyonelce gelen kahramanımızın sonda yaptığı hata çok amatörce. Zaten bu tarz filmlerin klasik hatası bu oluyor. Önce kusursuz bir profil çiziliyor sonra sonu bağlayabilmek için çaylak hatası yaptırılıyor.

Mar 2, 2015 | Genel
Kelimeler: ,

Transformers: Kayıp Çağ

transformers-kayip-cagPara hırsı gerçekten insanı ne hallere sokuyor. Bir zamanların efsane yönetmenlerinden olan Michael Bay para ve manken düşkünlüğü sonrası kendini iyice rezil etmeyi de becerdi. Bilmeyenler için Amerika’da Oscar’ın tersi olan en kötüler ödülleri vardır ve Michael Bay sayesinde efsanevi Transformers serisinin son filmi bu alanda birçok ödüle aday gösterildi.

İnsan seri film olunca filmler arasında az da olsa tutarlılık bekliyor fakat Transformers Kayıp Çağ’ı yazan arkadaşlar sanırım kendileri bile ilk filmleri izlememiş. Zaten oyuncu değişikliğine gitmişlerdi ve Michael Bay her filminde olduğu gibi yine oyunculu yeteneği pek fazla olmayan fakat farklı türde yeteneği olan bi mankeni filme eklemiş. Ama insan Mark Wahlberg gibi bir usta oyuncunun bu işe nasıl girdiğini çok merak ediyor.

Filmin anlatılacak pek bir şeyi yok. Transformersler ihanete uğramış, Optimus hurdaya çıkmış, sonra canlanmış, yeniden ayaklanmış fakat bu kez de ödül avcısı başka bir robot gelip onu avlamaya çalışmış, bu arada insanlarda transformers üretmeye başlamış, bunun üzerine Optimus da dinozor rabotlardan, evet dinozor robotlar da varmış, yardım istemiş vs.

Gerçekten izlerken Optimus da bizi görecek galiba dedim…

En Merak Ettiğim Filmler

son-umutHazır 2015’e girmişken vizyonda birçok kaliteli gerek yerli gerekse yabancı filmler yerini aldı ve bende bunlardan en fazla merak ettiklerimin listesini yapmak istedim.

Tabi listenin en başında Oscar’lı dünyaca ünlü oyuncu Russell Crowe’un Son Umut filmi var. Russell Crowe bildiğiniz gibi Yeni Zelandalı ve bir anlamda Avustralyalı sayılır. Kendisinin yönetmenliğe olan ilgisi uzun süredir bilinen bir şey fakat eline umduğu gibi bir film geçmediği için bu fikrini hep erteledi. Sonunda Avustralyalı bir çiftçinin hikayesini anlatan The Water Diviner senaryosunu okuduğunda yönetmen koltuğundaki yerini de aldı. Bununla birlikte filmin geçtiği yer olan Türkiye’ye geldi ve birçok yeri inceledi. Güzel bir pazarlama taktiği de kullanarak Türkiye’nin en ünlü oyuncularını filmin kadrosuna katıp Türkiye’de de iyi bir gişe elde etmeyi amaçladı. Kendisi gibi son zamanlarda Hollywood’da ses getiren filmlerde yer alan Olga Kurylenko ve Jai Courtney’i de filme katarak Amerika’da da iş yapmaya çalıştı ama şimdilik bunda pek başarılı olduğu söylenemez. Türkiye’den Yılmaz Erdoğan’ı seçti ve Yılmaz Erdoğan’da Hollywood hayali ile filme atladı. Sonra Cem Yılmaz’ı seçti fakat Cem Yılmaz’dan umduğunu bulamadı. Cem Yılmaz ve Kıvanç Tatlıtuğ arasında seçim yapmak zorunda kaldı fakat Cem Yılmaz’ın getirisi daha fazla olduğu için uzun bir ikna süreci ile onu ikna etmeyi başardı. Bunların tamamen reklam ve pazarlama taktiği olduğu belli fakat bu filmi kötü yapacağını sanmıyorum. Bir yıldır süren reklam ve pazarlama tartışmaları sonucu filmi artık izleme şansı buluyoruz.

yusuf-yusufİkinci en merak ettiğim film ise Yusuf Yusuf filmi. Fakat bu filmi merak etmemin farklı bir tarafı var. Kemal Sunal filmleri ile büyüyen biri olarak Ali Sunal her zaman farklıdır benim için. Fakat nedense onu babası gibi pek sinema filmlerinde göremiyoruz. Bu yüzden Yusuf Yusuf gibi hem de bir komedi filminde onu izlemek güzel olacak diye düşünüyorum. Diğer taraftan Oya Başar gibi bir ustanın olması da ayrı bir merak uyandırıyor.

mucizeTürk sinemasının yeni parlayan ismi olan fakat paranın peşinden gidip dizi sektörüne yönelen ama pek umduğu etkiyi yapamayan Mahsun Kırmızıgül Mucize filmi ile yeniden sinemaya dönüyor diyebiliriz. Fragmandan görebildiğim kadarı ile de hem komedi hem dramı bir araya getirmiş. Yani bir taraftan güldürürken bir taraftan ağlatacak gibi görünüyor. Mahsun’un filmlerini güzel yapan halk içindeki duygu yüklerini çok iyi görüp bunların sömürüsünü filmlerinde yapması. Önceki filmlerinde hep halkın duygusal olduğu noktaları yakalamamış ve bunları sonuna kadar kullanmıştı. Böyle olunca da izleyen herkes gözyaşlarına boğulmadan duramamıştı. Görünen o ki Mucize filminde de aynı yolu deneyecek. Bunu iyi yaptığı için de insan çok merak ediyor diyebiliriz.

Yıldızlararası – Interstellar

Yıldızlararası - InterstellarEğer siz de beyin devrelerini yakmak istiyorsanız sinemanın yeni dahi çocuğu Christopher Nolan’ın son filmi Yıldızlararası tam sizlik. Film gizemli ama sıkıcı bir şekilde başlıyor. Tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. Matthew McConaughey çiftçi olarak karşımıza çıkıyor fakat insansız hava aracını bilgisayar vasıtası ile indiriyor. Tabi bir şaşkınlık yaşıyorsunuz. Daha sonra okula gidiyor ve çocuğunun mühendis değil çiftçi olması gerektiğini öğreniyorsunuz. Burada bir sorun yok ama bize mühendis değil çiftli lazım sözü şaşkınlığını daha da arttırıyor. Tabi ondan sonra evde kitapların düzensiz bir şekilde kendiliğinden düşmesi var. Hayalet falan diye geçiştiriyorlar ama gizem daha da büyüyor. Sonra odaya giren toz ve yerçekimi birleşince yere bir şifre yazılıyor. Sonunda bu şifre o zamanın NASA’sının koordinatları çıkıyor. Dünya yok olmaya doğru gidiyor ve NASA solucan deliği vasıtası ile başka bir yıldız sistemine gidip yeni bir dünya bulma çabasında olduğunu öğreniyorsunuz. Tabi bu yıldız sistemi bir kara deliğin çevresinde dönüyor. Eski NASA pilotu olan Matthew’de seçilmiş olduğunu düşünüp görevi kabul ediyor ama bu çok uzun süre kızından uzak durmak anlamına geliyor. Kızı şiddetle buna karşı çıkıyor fakat adam gitmeye kararlı. Söylediği söz ise film hakkında size ipucu veriyor. Döndüğümde aynı yaşta bile olabiliriz.

Adam ekibi ile yola koyuluyor ve solucan deliğini geçip yaşan ümidi olan gezegenleri gezmeye başlıyor. İlk durak karadeliğin yakınındaki bir gezegen. Tek sorun kara deliğin yerçekimi etkisi ile bu gezegendeki bir saat dünyada 7 yıla eşit. Tabi bir de sorun yaşayınca birkaç saat sonra uzay gemisine döndüklerinde 23 yıl geçtiğini öğreniyorlar. Tabi bu sırada adamın kızı büyümüş ve NASA’da mühendis olmuştur. Babasının artık geri dönmeyeceğini bilir fakat içine acıtan babasının bilerek onu terk ettiği düşüncesidir.

Adam diğer yaşam vadeden gezegenleri dolaşırken sorun yaşar. Klasik insanoğlu sorunu. Bu sorundan kurtulmak isterken kendini feda eder ve kara deliğin içine sürüklenir. Tam bu sırada da kızı yerçekimi sırrını çözmeye yaklaşır. Odasındaki kitapların rastgele düşmediğini keşfeder. Yıllardır aradığı cevap aslında o odanın içindedir.

Sanırım bu kadar anlatmak yeter. Mutlaka izleyin. Fizik dalında master yapacak seviyeye geleceksiniz, beyin devreleri yanacak ama mükemmel iki saat geçireceksiniz. 10 üzerinden 10 bir film olmuş.

Mandıra Filozofu

mandira-filozofuHer şeye karşı olan Mustafa Ali’yi Çocuklar Duymasın dizisinde tanımış ve çok sevmiştik. Felsefi tartışmaları ile birçok alanda izleyenlerin kafasını karıştırmış ve sorgulamayı öğretmişti. Diziden ayrılırken de İstanbul hayatından bunaldığını ve köyüne dönmek istediğini belirtmişti ve öylece ortadan kaybolmuştu. Mandıra Filozofu da işte buradan yola çıkarak Mustafa Ali’nin köy hayatını anlatıyor bize.

Filmde çok zengin bir kişiyi canlandıran Rasim Öztekin hem eşinin dırdırını kesmek hem de otel yapmak için Mustafa Ali’nin köyündeki arsaları tek tek alır fakat bir tek Mustafa Ali arsasını satmaz. Avukatlar ve emlakçı işin içinden çıkamayınca adam bizzat köye giderek işi halletmeye karar verir.

Adam para ile her şeyi halledebileceğini düşünür ve Mustafa Ali ile bizzat görüşmeye gider. Fakat adam ne teklif ederse etsin Mustafa Ali ona felsefi bir cevap verir. Mustafa Ali’nin cevapları adamın aklını iyice karıştırmaya başlar ama diğer taraftan da işi hemen halledip İstanbul’a işlerinin başına dönmek ister. Ama Mustafa Ali ile yaptığı konuşmaları bir türlü aklında çıkaramaz. Bunun üzerine işi gücü bırakır Mustafa Ali’nin yanına gelir. O Mustafa Ali’yi ikna edemez ama Mustafa Ali onu her konuda ikna eder.

Hikayenin bundan sonrasını zaten tahmin edebilirsiniz. İnsan zaten filmi izleyince işi gücü bırakıp Mustafa Ali gibi yaşamak istiyor ama her şey filmdeki kadar kolay olmuyor ne yazık ki…

Pek Yakında – Cem Yılmaz

pek-yakindaTürkiye’de başarılı olmanın her zaman bir bedeli vardır. Bir işi ne kadar güzel yaparsanız yapın sürekli sizi çekemeyen ve eleştiren birileri olacaktır. Normal eleştiri olsa yine iyi fakat onların amacı sizi kıskandıkları için sizi kötüleyip aşağıya yani onların seviyesine çekmeye çalışmaktır. Cem Yılmaz da bu tarz eleştirilere en fazla maruz kalan kişi. Kendi seviyesini o kadar yukarı çıkardı ki onunla yarışmayı bırakın yanına bile yaklaşamıyorlar ve bu yüzden ona yetişebilmek yerine onu aşağıya çekmeye çalışıyorlar. Bunu yaparken de her türlü pisliğe başvuruyorlar.

Cem Yılmaz birkaç isim dışında yaptığı filmlerde kaliteye en fazla önem veren isim. En ucuzunu yapıp, zaten adım duyulmuş insanları sinemaya çekerim köşeyi dönerim mantığı ile film yapmıyor. Film yaptığı zaman en iyisi olması için tüm imkanlarını zorluyor. Pek Yakında filminde de bunu çok iyi görüyoruz. Buna rağmen yaptıklarını küçük görenler var. Bunu yaparken de aslında Hollywood ile kıyaslamaları Cem Yılmaz için bir övgü kaynağı farkında değiller. Hollywood imkanları Cem Yılmaz’da olsa ortaya ne filmler çıkar hayal etmesi bile güzel.

Diğer yandan Cem Yılmaz’ı Pek Yakında filminin reklamını yapmakla eleştiriyorlar. İşin en komik yanlarından biri de bu zaten. Bir insan emeğinin karşılığı alabilmek için reklam yapmayacaksa neden yapacak. Twitter’da yazdıkları eleştirildi, programlara çıkıp filmini tanıtması eleştirildi vs. Kendileri medyatik olabilmek için atmadıkları takla kalmıyor fakat başkaları normal bir reklam kampanyası yapınca kötü oluyor nedense.

Pek Yakında filmi Cem Yılmaz’ın zeka gerektiren komedi filmlerinden bir tanesi. Cem Yılmaz GORA filmi ile her zekaya hitap eden mükemmel bir komedi filmi yaptı. Böyle olunca da herkes ondan aynı tarz da bir komedi filmi bekledi ve bu yüzden de bir sonraki filmleri hep eleştirildi. Cem Yılmaz son zamanlarda herkese hitap eden komedi filmi değil de sadece belli bir kültürü olan ve leb demeden leblebiyi anlayanlara yönelik kaliteli komediye yöneldi. Bu yüzden izledikçe daha fazla beğeniliyor ve anlaşılıyor. Pek Yakında filmi de işte tam bu tarz bir film ve belki de Cem Yılmaz’ın en iyi filmi. İçinde komedi var, aşk var, duygusallık var, arkadaşlık var, bilim kurgu var, gerilim var fakat en önemlisi sıcak bir hikayesi var.

Eki 4, 2014 | Komedi
Kelimeler:

Lego Filmi

Lego FilmiLego dünyada en çok satan oyuncakların başında geliyor. Disney gibi tamamen çocuklara hitap ediyorlar fakat Disney filmlerini ürünlerini pazarlamak için mükemmel kullanırken Lego bunu bir türlü başaramamıştı. Yapılan tüm Lego filmleri çok amatörceydi ve büyük hayal kırıklıkları yaratmıştı. Lego Filmi ile yapımcılar bu kez işin kalite yönüne odaklanmışlar ve ortaya adam gibi bir Lego filmi çıkartmışlar.

Filmin konusu aslında çok klasik. Seçilmiş ile ilgili bir kehanet var ve bir inşaat işçisini yanlışlıkla herkes seçişmiş kişi sanıyor ve onun peşinden kötüler ile savaş başlıyor. Gerçeği öğrendiklerinde ise büyük hayal kırıklığı yaşıyorlar fakat yapacak bir şey yok.

Filmde hemen hemen tüm Lego kahramanlarını görmek mümkün. Lego oyuncaklarının tüm özellikleri de filme yansıtılmış fakat bunu yaparken filmin kalitesini bozmamaya bu kez büyük önem göstermişler. Lego oyuncaklarında olduğu gibi karakterlerin yüzleri ve kıyafetleri değişiyor, binalar Legolardan yapılı ve sular bile lego suyu diyebiliriz.

Film baştan sona çok eğlenceli diyebiliriz. Kahramanımız basit bir işçi, kurallara uyan ve düzen içinde yaşayan sıradan biri. Tam değişikliklere karşı olan başkan gibi. Fakat kaza eseri sırtına bir lego parçası yapışıyor ve herkes onu seçilmiş kişi sanıyor. Başkanı durdurmak için harekete geçiyorlar.

Filmin sonu ise animasyondan çıkıp gerçek hayata geçiyor. Bir tarafta hayal gücü ile yeni şeyler yaratmak isteyen çocuk var, diğer tarafta ise her şeyin düzenli olmasını isteyen yetişkin. Mesaj da burada gizli zaten…

Eyl 15, 2014 | Animasyon, Komedi
Kelimeler: