Warcraft: İki Dünyanın İlk Karşılaşması

warcraft-iki-dunyanin-ilk-karsilasmasiOyununu oynamayanlar için filmi anlamanın zor olduğunu duymuştum. En azından konunun nereye gideceği konusunda eksiklik hissedileceği belirtiliyordu ve oyunu oynamayan biri olarak bana da aynısı oldu. Birincisi konuyu tam anlamadım ve dahası sonradan olanlar oldukça şaşırtıcı geldi.

Warcraft mükemmel bir film olmuş. Görsel efektler gerçekten mükemmel. Oyuncular karakterlere güzel oturmuş. Canavarlar oldukça başarılı. Bu açıdan baktığınızda mükemmel bir fantastik film diyebiliriz.

Fakat konu kısmına gelince tutarsızlıklar var. Mükemmel görünen bir büyücünün acemi bir büyücünün yanında ezilmesi ilginç geliyor. İki mükemmel liderin gizli buluşmasında ikisinin de gafil avlanması da pek karakterler ile uyuşmuyor. Sonu daha da karmaşık hale geliyor ama oyunu oynamadığım için oralarda pek yorum yapmak istemiyorum.

Genel olarak filmi izlemek çok zevkli. Başlaması ile bitmesi bir olan, oldukça sürükleyici bir film olmuş. Devam filmleri geldiğinde konuyu daha iyi anlayabiliriz sanırım.

Kas 20, 2016 | Genel
Kelimeler:

Bana Masal Anlatma

bana-masal-anlatmaPek izleyecek film bulamadığınızda eski filmlere geri dönersiniz ve bir daha izlemekten sıkılmayacağınız filmler vardır yaa. İşte Bana Masal Anlatma da bu tarz filmlerden bir tanesi. Romantik komedi filmleri her zaman beğenimi kazanmıştır. İnsana aşkın her zaman acı olmadığını hatırlatıyor. O yüzden insan sıkıldığında bu tarz eğlenceli romantik komedi filmleri imdadına yetişebiliyor.

Bana Masal Anlatma Burak Aksak filmi olarak biliniyor. Leyla ile Mecnun ile gelen başarıdan sonra onun tadında bir film yazmış ve iyi ki de yazmış. Farklı olarak yönetmenlik mesleğine de soyunmuş. Filmin oyuncu kadrosu ise oldukça zengin. Birbirinden ünlü isim yer alıyor ve Yılmaz Erdoğan da konuk oyuncu olarak yer almış.

Film masal tadında. Zaten masal anlatarak başlıyor. Masallardan çıkıp gelen Ayperi adında bir kız ve mahallenin eğlenceli delikanlısı. Kendilerini bir maceranın içinde buluyorlar ve bu macera onları bir anlamda kehanete doğru götürüyor.

Filmin tek kötü yanı sonu diyebiliriz. Pat diye bitiyor ve bu kadar mı yani diyorsunuz. Kendisini filme öyle kaptırmışsınız ki bir anda öylece bitmesi şaşırtıyor. Onun dışında oldukça güzel bir film olmuş. Tekrar tekrar izlenir.

Buz Devri 5: Büyük Çarpışma

buz-devri-5-buyuk-carpismaBuz Devri animasyon filmi serileri arasında en sevilen filmlerden bir tanesi. Serinin beşinci filmi de vizyona girdi ve Büyük Çarpışma ismi ile biz de izledik. Dünyanın çağları arasında geçiş devam ediyor ve yeni filmde de meteorun çarpması ele alınıyor. Tabi baş kahraman olarak yine Scrat var.

Meşe palamudunun peşinden giderken bu kez bu uçan daire buluyor ve yanlışlıkla çalıştırıyor. Bir anda kendisini uzayda buluyor. Tabi meşe palamudunu kurtarmaya çalışırken uçan daire ile bazı sorunlar yaşıyor. Jupiter’in kırmızı lekesini oluşturması, Saturn’ün halkalarının oluşması, gök taşı kuşağının oluşması vs gibi bir dizi soruna neden olduktan sonra bir gök taşını da dünyaya gönderiyor.

Dünyadaki kahramanlarımızda başlayan meteor yağmuru sonrası bir kehanet keşfediyorlar. Kehanete göre soyları tükenmek üzeredir ve bir şekilde yaklaşan meteoru durdurmaları gerekir. Sağ olsunlar günümüzdeki bilim adamları da animasyona dahil oluyor ve çözüm üretmelerini sağlıyor. Ekip de bunu uygulamaya koyuyor ama tabi yine başları farklı belalardan kurtulmuyor.

Buz Devri 5 Büyük Çarpışma yine eğlenceli bir film olmuş. Karakterler çok sevimli ve yeni dahil olan genç de günümüz gençliğini güzel yansıtıyor. Bunun dışında inanması zor ama Sid de hayatının aşkını bu filmde buluyor.

Eyl 23, 2016 | Animasyon, Komedi
Kelimeler: ,

Küçük Prens

kucuk-prensAnimasyon filmlerini çok seviyorum ve o yüzden yeni bir animasyon filmi çıktığında hemen izlemeye çalışıyorum. Küçük Prens ile de bu şekilde tanıştık diyebilirim. Normal de kitapmış ve kitaptan sinemaya aktarılmış. Kitap ne kadar güzel bilmiyorum ama filmi oldukça güzeldi.

Filmde küçük bir kızın hikayesi anlatılıyor. Annesi onu robot gibi programlamış ve gün içinde her dakika ne yapacağı dakikası dakikasına planlanmış. Buna göre de günlerini geçiriyor. Komşusu ile yaşlı bir adam. Yaptıkları ile kızın dikkatini bozuyor. Aslında küçük kızın bir hikaye okumasını istiyor. Hikayenin adı da kucuk prens.

Kız ilk başlarda görmezden gelmeye çalışıyor fakat daha sonra merakına yenik düşüp hikayeyi okumaya başlıyor. Okudukça da daha fazla etkileniyor ve günlük planının dışına çıkıp yaşlı adamla zaman geçirmeye başlıyor. Bu şekilde hayatı daha özgür bir şekilde yaşaması gerektiğini öğreniyor.

Daha sonra da bu küçük prensin peşine düşmeye karar veriyor. Sonunda onu buluyor da fakat karşılaştığı pek umduğu gibi olmuyor. Hayal kırıklığına uğramasına rağmen küçük prensi de özgürleştirmesi gerektiğinin farkına varıyor. Bu şekilde kendisini küçük prensin günümüze uyarlanmış macerasının içinde buluyor.

Filmin mükemmel bir konusu var. Verdiği mesaj çok güzel ve etkileyici. Sanırım tüm gençlerin izlemesi gereken bir film. Daha özgür bir hayat için.

May 11, 2016 | Animasyon

Star Wars: Güç Uyanıyor

star-wars-guc-uyaniyorStar Wars serisi yeniden uyandırıldı ve merakla beklenen serinin ilk genel olarak ise yedinci filmi izleyenler ile buluştu. Bilindiği üzere George Lucas filmin haklarını sattı ve artık film üzerinde herhangi bir etkisi yok. O yüzden Star Wars Güç Uyanıyor yepyeni bir serinin başlangıcı aslında. Yönetmen koltuğuna da bu tarz filmler ile tanınan J.J. Abrams oturtuldu.

Filmin genel olarak güzel işlenmiş. Herşeyin yeniden başlamasını güzel bir senaryo ile yapmışlar. Harrison Ford ve Carrie Fisher’ı getirmeleri mükemmel olmuş. İlk filmin geçişini bu ikili ile yaptılar. Devamında ise bu kez işin içine Mark Hamill yani Skywalker girecek. Tahmin edebileceğiniz gibi yeni usta o olacak ve genç yetenek Rey’e yol gösterecek.

Filmde kötü adam ise Han Solo ve Princess Leia’nın oğullarından çıkıyor. Biliyorsunuz güç Skywalker’in ailesinde güçlü ve o yüzden kötü adamı oradan çıkartmışlar. Tabi bu da Han Solo’nun sonu demek oluyor. Filmin dramatik sahnesi olan Harrison Ford’un uzun yıllar olan arzusunu gerçekleştirmişler.

Dediğim gibi film genel olarak oldukça iyi işlenmiş. Filmin tek kötü tarafı kötü adamımız. Kylo Ren yeni kötü adam olarak karşımızda ama en yeteneksiz kötü adamlardan bir tanesi. Filmi izlerken kesin filmde onu öldürecekler ve başkası ile devam edecekleri için bu kadar yetersiz diye düşünüyorsunuz ama ne yazık ki olmuyor. Serinin kötü adamı ne yazık ki o olacak. Darth Vader’dan sonra böyle bir kötü adam karakteri çok zayıf kalmış. Bu yüzden filmi de aşağı çekiyor diyebiliriz.

Korku filmi bolluğunda kıtlık!

paranormal-activity-5-hayalet-boyutuKorku ve gerilim filmlerini çok seven biri için son zamanlarda oldukça fazla hayal kırıklığına uğradığı söyleyebilirim. Artık piyasaya yaratıcı ve kaliteli korku filmleri çıkmıyor ve bunun acısını oldukça hissediyorum. Aslında sonra zamanlarda Türk korku filmleri çok yaygın ve hemen hemen her hafta bir Türk korku filmi vizyona giriyor ama kalite yukarı gideceğine aşağıya gidiyor diyebilirim.

ciglik-4Benzer konular tekrar tekrar biraz değiştirilerek karşımıza koyuluyor. Makyaj ile çirkinliği iyice ön plana çıkıp korkutmaya çalışıyorlar ama pek fayda etmiyor. Senaryo üzerinde fazla kafa yormuyorlar ve en önemlisi yaratıcılık kısmında çok sönük kalıyoruz. Artık nerede ne olacağını bilir hale geldik ve hazırlıklı olunca da korkacak bir şey olmuyor.

son-durak-5Yabancılarda da durum pek farklı değil ama ne azından onlarda konu olmayınca bir şey yapayım da millete kakalayayım düşüncesi pek yok. Adamlar konu bulamayınca yapmıyorlar. En son Paranormal Activity serisi ilgi çekti ama oda tavuk suyunun suyundan çorba işine döndü. Olmadı Çığlık ve Son Durak gibi klasiklere yöneldiler ama o da orada kaldı. Yakında Testere de yeni bölüm ile gelirse şaşırmayacağım.

Diriliş

the-revenant-dirilisBen de birçok sinema hayranı gibi Leonardo DiCaprio’nun Diriliş filminin neden bu kadar çok abartıldığını merak edenlerdenim. Yani Leonardo ile Ayı sahnesini çıkarttıktan sonra geriye çok sıradan bir film kalıyor ama nedense mükemmel bir filmmiş havası estiriliyor.

Leonardo filmdeki oyunculuğu ile Oscar’ı hak ediyor. Ona bir sözümüz yok. Ayı sahnesi sinema klasikleri arasında alacak kadar mükemmel. Film genelinde de oyunculuğu fazla zorlamış ve mükemmel bir iş çıkartmış. Ama filmin geneline baktığımızda abartılacak bir konu yok.

Adam oğlu ile birlikte askerlere rehberlik yapıyor. Ayının saldırısına uğruyor ve ölme noktasına geliyor. Askerler ona minnetini göstermek için orada bırakmıyorlar ve onu da yanlarında götürüyorlar. Askerlerden biri buna karşı çıkıyor fakat adam da onun başına kalıyor. Adam ondan kurtulmak için gizliden onu öldürmeye çalışıyor ama oğlu görünce oğlunu öldürmek zorunda kalıyor. Rehber de bunu görünce intikam almak için hayatta kalmaya çalışıyor ve başarıyor da. Sonra da intikamını alıyor tabi ki.

Yani klasik bir intikam filmi ama Leonardo oyunculuk yeteneğini göstermesi için yaşam koşulları oldukça uç noktalara çekilmiş. Bunun dışında genel olarak sıkıcı bir film.

Şub 24, 2016 | Genel

Aşk Olsun

ask-olsunAşk Olsun filmi gerçekten sıcak bir film olmuş ve aşka dair her şeyi içinde barındırıyor. Belki biraz Hitch tarzı olması ya da konuyu biraz daha fazla zenginleştirememiş olması nedeni ile pek ilgi görmedi ama yine de boş zamanlarda aşk filmleri tercih edenler için güzel bir film diyebilirim.

Filmin kötü taraflarından biri aslında oyuncu kadrosunun bir biri ile pek yakışmaması. İlker Aksum Sedef Avcı ile hiç yakışmamış. Kenan Ece ve Selen Seyven biraz olsun yakışıyor ama yine de bu konuda daha özenli bir kadro seçimi olabilirdi.

Filmde İlker Aksum aşk doktorunu canlandırıyor ve müşterisine eski sevgilisine dönmesi için yardımcı olmaya çalışıyor. Tam bunu başaracak fakat başka bir kadın işleri bozuyor. Daha sonra ortaya çıkıyor ki bu kadın da bir aşk doktoru ve karşı taraf onu kızdan kurtulmak için tutmuş çünkü adam harbiden aşık ama mantığı hayır diyor. Böyle olunca iki aşk doktorunun rekabetini izliyoruz fakat bu rekabet aynı zamanda kendi aralarında da aşkı getiriyor. Tabi böyle olunca işler daha da ilginç bir hal almaya başlıyor.

Filmin en güzel yanı ayrılma yanlısı ile barıştırma yanlısının rekabeti aslında. Böylece iki tarafın bakış açısını da görebiliyoruz ve kendi hayatımızdaki ilişkilere iki yönden de bakabiliyoruz. Tabi orta yolu bulmak her zaman filmlerdeki kadar kolay olmuyor.

Otel Transilvanya 2

Otel Transilvanya 2Hollywood’un son zamanlarda çocukları korkuları ile yüzleştirme geleneği devam ediyor ve Otel Transilvanya filmi bu konuda oldukça önemli bir adım atmıştı. Bildiğimiz hemen hemen tüm korku karakterlerini insanlardan uzakta bir otelde toplamayı başarmışlar ve aslında onların da insanlardan korktuğunu göstermişlerdi. Tabi işler her zaman planlandığı gibi gitmemiş ve bir insanın yolu bu otele düşmüş ve dahası otelin sahibinin kızı bu oğlana aşık olmuştu. Filmde de insanlar canavarlar ile yüzleşmiş ve mutlu son ile bitmişti.

Otel Transilvanya 2 filmi buradan başlıyor ve sevgili çiftimizin çok tatlı bir çocuğu oluyor. Çocuk insan mı canavar mı tartışması sürerken anne insan olduğunu düşündüğü oğlunun insanlar ile yaşaması gerektiğini düşünür. Böyle olunca vampirimiz kızını ve torununu kaybetmek korkusu ile torununun canavar olduğunu kanıtlama mücadelesi içine girer. Bunun içinde yakın arkadaşları ile farklı denemeler yaparlar ama pek başarılı olamazlar. En sonda vampirin babası çıka gelir ve bu konuda oldukça uzmandır. Tek sorun onun yakın dostlarının insanlardan nefret etmesidir.

Film yine oldukça eğlenceli ama ilk filmdeki gibi bir mesaj verme söz konusu değil. Bir de vampirin denemeleri pek de komik olmadığı için film saçma gelmeye başlıyor ama çocuk gerçekten çok tatlı ve filmi taşıyor diyebiliriz. Yine de oldukça kaliteli bir animasyon filmi olduğu kesin.

Oca 7, 2016 | Animasyon, Komedi

Marslı

marsliAndy Weir’in tüm dünyada çok satan romanından beyazperdeye uyarlanan Marslı filminin yönetmenliğini uzay ve bilim kurgu filmleri ile tanınan Ridley Scott’un yapması insanda ayrı bir heyecan oluşturuyordu. Filmin başrolünde de son zamanlarda uzay filmlerinde izlemeye alıştığımız Matt Damon olması filmi ayrıca ilginç kılıyordu.

Filmin konusu aslında oldukça basit. Marsta mahsur kalmış bir adamı kurtarma çabası anlatılıyor fakat söz konusu son zamanlarda sıkça duyduğumuz Mars olunca filme olan ilgi de oldukça artıyor. NASA’nın zamanlamayı ayarlayıp Mars’ta su bulduğunu açıklaması da filme olan ilgiyi oldukça arttıracaktır.

Film gelecek bir zamanda geçiyor ve NASA Mars’a insan göndermeye başlamış. Son gidenler fırtınaya yakalanıyor ve bu yüzden Mars’ı terk etmek zorunda kalıyorlar. Fakat Mark adındaki astronot kaza sonrası Mars’ta mahsur kalıyor. Bir taraftan Mars’ta hayatta kalmaya çalışırken diğer taraftan NASA’nın kurtarma planına ayak uydurmaya çalışıyor. Diğer taraftan NASA da astronotu geri getirebilmek için çeşitli planlar geliştiriyor.

Film baştan sona aksiyon içeriyor ve Mars sahneleri gerçekten mükemmel. Yakın zamanda bunu gerçekleşebilecek olması ise izlerken insanda farklı bir duyguya neden oluyor. Haftanın hatta yılın en iyi filmlerinden bir tanesi.