Otel Transilvanya 2

Otel Transilvanya 2Hollywood’un son zamanlarda çocukları korkuları ile yüzleştirme geleneği devam ediyor ve Otel Transilvanya filmi bu konuda oldukça önemli bir adım atmıştı. Bildiğimiz hemen hemen tüm korku karakterlerini insanlardan uzakta bir otelde toplamayı başarmışlar ve aslında onların da insanlardan korktuğunu göstermişlerdi. Tabi işler her zaman planlandığı gibi gitmemiş ve bir insanın yolu bu otele düşmüş ve dahası otelin sahibinin kızı bu oğlana aşık olmuştu. Filmde de insanlar canavarlar ile yüzleşmiş ve mutlu son ile bitmişti.

Otel Transilvanya 2 filmi buradan başlıyor ve sevgili çiftimizin çok tatlı bir çocuğu oluyor. Çocuk insan mı canavar mı tartışması sürerken anne insan olduğunu düşündüğü oğlunun insanlar ile yaşaması gerektiğini düşünür. Böyle olunca vampirimiz kızını ve torununu kaybetmek korkusu ile torununun canavar olduğunu kanıtlama mücadelesi içine girer. Bunun içinde yakın arkadaşları ile farklı denemeler yaparlar ama pek başarılı olamazlar. En sonda vampirin babası çıka gelir ve bu konuda oldukça uzmandır. Tek sorun onun yakın dostlarının insanlardan nefret etmesidir.

Film yine oldukça eğlenceli ama ilk filmdeki gibi bir mesaj verme söz konusu değil. Bir de vampirin denemeleri pek de komik olmadığı için film saçma gelmeye başlıyor ama çocuk gerçekten çok tatlı ve filmi taşıyor diyebiliriz. Yine de oldukça kaliteli bir animasyon filmi olduğu kesin.

Oca 7, 2016 | Animasyon, Komedi

Marslı

marsliAndy Weir’in tüm dünyada çok satan romanından beyazperdeye uyarlanan Marslı filminin yönetmenliğini uzay ve bilim kurgu filmleri ile tanınan Ridley Scott’un yapması insanda ayrı bir heyecan oluşturuyordu. Filmin başrolünde de son zamanlarda uzay filmlerinde izlemeye alıştığımız Matt Damon olması filmi ayrıca ilginç kılıyordu.

Filmin konusu aslında oldukça basit. Marsta mahsur kalmış bir adamı kurtarma çabası anlatılıyor fakat söz konusu son zamanlarda sıkça duyduğumuz Mars olunca filme olan ilgi de oldukça artıyor. NASA’nın zamanlamayı ayarlayıp Mars’ta su bulduğunu açıklaması da filme olan ilgiyi oldukça arttıracaktır.

Film gelecek bir zamanda geçiyor ve NASA Mars’a insan göndermeye başlamış. Son gidenler fırtınaya yakalanıyor ve bu yüzden Mars’ı terk etmek zorunda kalıyorlar. Fakat Mark adındaki astronot kaza sonrası Mars’ta mahsur kalıyor. Bir taraftan Mars’ta hayatta kalmaya çalışırken diğer taraftan NASA’nın kurtarma planına ayak uydurmaya çalışıyor. Diğer taraftan NASA da astronotu geri getirebilmek için çeşitli planlar geliştiriyor.

Film baştan sona aksiyon içeriyor ve Mars sahneleri gerçekten mükemmel. Yakın zamanda bunu gerçekleşebilecek olması ise izlerken insanda farklı bir duyguya neden oluyor. Haftanın hatta yılın en iyi filmlerinden bir tanesi.

Mad Max: Fury Road

mad-max-fury-roadHollywood efsanevi Mad Max serisini yeniden çekmeye başlamasına en fazla sevinenlerden biriyim. Özellikle oyuncu kadrosunu gördükten sonra daha da sevindim. En sevdiğim erkek oyunculardan biri olan Tom Hardy Mad Max karakterine gerçekten mükemmel oturmuş. Diğer taraftan Charlize Theron mükemmel bir oyunculuk çıkartmış ve sahip olduğu güzelliği böyle bir karakterin içine sokması ayrıyeten bahsedilmesi gereken bir yetenek.

Film bilim kurgu tarzında ve gelecek zaman içinde geçiyor. Enerji savaşlarının yerini su savaşları almış ve iyice kurumuş bir dünyada herkes hayatta kalmak için mücadele ediyor. Mad Max de bunlardan bir tanesi ve sonunda onu da yakalıyorlar. Yakalandığı yerden kamaya çalışırken aslında uzun zamandır görmediği dünyadaki bir güzelliği de görüyor ve bu aslında onun da geleceğini şekillendiriyor.

Bir kargo işlemi için yola çıkan arabalar planın dışına çıkınca cezalandırma için peşinden bir ordu gönderiliyor ve gösteriş olarak Mad Max de bu araçlardan birine bağlı duruyor. Tabi ortalık karıştığında Mad Max bir şekilde kaçmayı başarıyor ve planları bozanlar ile de bu şekilde tanışmış oluyor. Ortak hareket ederek yaşanacak bir yere gitmeye çalışıyorlar fakat peşlerindekilerin onları pek bırakmaya niyeti yok.

Filmin başlaması ile bitmesi arasındaki zamanın nasıl geçtiğini pek anlamıyorsunuz. İlk dakikada aksiyon başlıyor ve hiç durmadan sonuna kadar devam ediyor. Mükemmel bir oyunculuğa bu şekilde sürükleyici bir senaryo eklenince ortaya mükemmel bir film çıkmış.

Ters Yüz

Yüksek bütçeli animasyon filmleri söz konusu olunca daha büyük beklentilerim oluyor ama ne yazık ki Ters Yüz bu beklentileri karşılamıyor.

Disney film yaparken filmden daha çok filmdeki karakterlerin oyuncaklarını düşündüğü için her filmde çocuklara sempatik gelecek birçok karakter yaratır ve bu şekilde büyük paralar kazanır. Animasyon filmlerinin maliyeti yüksektir ve getirisi de genelde maliyeti karşılar fakat Disney asıl parayı filmin oyuncaklarından kazanır. O yüzden bu filmde de karakterlere yönelmişler ve prenses tarzı bir ana karakter ile sempatik yan karakterleri filme dahil etmişler.

Filmin konusu ise genç bir kızın psikolojik değişimi. Bu yukarda belirttiğim karakterler genç kızın her bir duyusunu temsil ediyor ve bu duyular da kızı kontrol ediyor. Neşe tabi ağırlıklı olarak fakat zamanla hüzün istem dışı harekeler yapıyor ve kız git gide daha hüzünlü hale geliyor. Neşe bunu engellemek isterken yanlışlıkla ikisini de kontrol kısmından çıkartıyor. Bunun üzerine kızın kontrolü nefret, korku ve kibirin eline geçiyor ve kız da kontrolden çıkıyor. Neşe ve hüzün de kontrol kulesine geri dönebilmek için çabalıyor.

Film aslında komedi olarak geçiyor fakat pek komik sahne yok. Hatta hiç yok diyebiliriz. Hayat dersi niteliği de pek bulunmuyor. Klasik bir psikoloji mesajı var hepsi bu. Fakat karakterlere bakınca oyuncağının çok kolay yapılabileceğini görüyoruz. Görünen o ki Disney yapımcılara film yapın dememiş bize gidin oyuncak fikri üretin demiş.

Tem 7, 2015 | Genel
Kelimeler:

Kingsman: Gizli Servis

kingsman-gizli-servisHer açıdan çok farklı bir film olmuş. Filmde ne isterseniz var. Aksiyon var, acayip kavga sahneleri var, komedi var, filmin başrolünü öldürerek oluşturulan bir dram var, klasik kötü adam iyi adam karşılaşmasına inat bir farklılık var, kötü kız ile biraz fantastik biraz bilim kurgu tadı var, hatta son sahne ile için içine erotizm mi bile katmışlar.

Kingsman Gizli Servis işte bu tarz bir film ve Colin Firth ve Samuel Jackson’lu kadrosu ile de oldukça dikkat çekici bir film. Filmde Colin Firth iyi adamı oynuyor ve çok gizli bir servisin en iyi elemanı. Samuel Jackson ise kötü adamı canlandırıyor ve giderek daha büyük bir sorun haline gelen dünya nüfusunu azaltmak için insanoğlunu bağımlısı olduğu telefon ile vuruyor.

Colin Firth yıllar önce hayatını kurtaran bir ajanın oğlunu borcunu ödemek için gizli servise alıyor ve diğer taraftan dünyayı tehdit eden yeni bir kötünün peşinden gidiyor. Bunu yaparken kendini deneyin içinde buluyor ve kötü adama yakalanıyor. Normalde bu durumda kötü adam planını anlatır, iyi adam da bir yolunu bulup kaçar fakat öyle olmuyor ve adam planını anlatmadan ajanı öldürüyor. Buna tanık olan  çaylak ajan bir şeyler yapma ihtiyacı duyuyor ve Samuel Jackson’un peşinden gidiyor. Zaten bundan sonrası süper kahraman hikayesine dönüyor.

Aşk – Her

ask-herSon zamanlarda sinemalarda kaliteli aşk filmleri görmek pek mümkün olmuyor. Açıkçası Aynı Yıldızın Altında filminden sonra öyle duygusal bir aşk filmi izlemedim. Birçok Türk aşk filmi vizyona giriyor fakat kalite söz konusu olduğunda sınırın çok altında kalıyorlar. Özellikle sırf ününü kullanarak film yazdığı itiraf edenlerin bir haftada yazıp çektikleri filmi milleti enayi yerine koyar gibi vizyona sokmalarından sonra da Türk filmlerinden iyice soğudum. Hal böyle olunca uzun zamandır adını duyduğum ve merak ettiğim Aşk filmini izlemek istedim. Adından da anlaşılacağı üzere tam bir aşk filmi diyebilirim.

Filmin başrolünde Joanquin Phoenix var fakat önceki karakterlerinden çok farklı bir karaktere bürünmüş. Onu tanımak neredeyse imkansız bir hal almış. Mükemmel bir oyunculuk çıkartmış fakat oyunculuğu Scarlett Johansson’un ki nedeni ile biraz geri plana itildi. Aslında Scarlett filmde oyuncu olarak yer almıyor, sadece sesi var ki zaten bu yüzden bu kadar ilgi uyandırdı. Kadın sadece sesi ile mükemmel bir oyunculuk çıkartmış. Filmde aynı zamanda usta oyuncu Amy Adams’da var fakat o biraz fazla geri planda kalmış.

Filmde bir adam ile bilgisayarın daha doğrusu işletim sisteminin aşkı anlatılıyor. Gelecek zamanda geçen filmde teknoloji iyice gelişmiş ve işletim sistemleri de ses ile kontrol edilir hale gelmiş. Bir anlamda yapay zeka olan işletim sistemleri herkesin hayatında büyük yer edinmiş. Yapayalnız yaşayan adam da son model bir işletim sistemini alıyor ve kullanmaya başlıyor. Yakın dostu gibi sohbet ettiği işletim sistemine zamanla aşık olmaya başlıyor. Tabi işletim sistemi de bu aşkına karşılık veriyor ve ilişkileri bu şekilde devam ediyor. Fakat iş belli noktalara gelince gerçek ile yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Fakat bunları aşmak içinde farklı yollar buluyorlar ama işler pek istenilen gibi gitmiyor. Zamanla adam gerçeğin farkına varıyor. İşletim sisteminin onu farklı kişiler ile aldattığını öğreniyor ve hayal kırıklığına uğruyor. Fakat yalnız olmadığını öğrenmesi fazla uzun sürmüyor. Yaşanan bu hayal kırıklığı müşteriler arasında rahatsızlık yaratınca da işletim sistemi piyasadan çekiliyor. Hayattaki tek aşkını kaybeden adam da gerçek yalnızlığı ile tekrardan baş başa kalıyor.

Deliha

delihaGupse Özay, Yalan Dünya dizisindeki karakter ile büyük hayran kitlesi kazanmış ve kendini oldukça sevdirmişti. Sanırım bu zaman diliminde fazla Recep İvedik izlemiş ve ben bunun kadın versiyonunu çok iyi yaparım demiş ve Deliha filmini yapmış. Nasıl olsa hazır ünlü olmuşken milleti sinema salonuna çeker, cepleri doldururum düşüncesine zaten yabancı değiliz ve Gupse de bu şekilde kendini bitirmeyi başarmış.

Deliha filminin konusunu anlatacağım ama anlatacak da bir konu yok. Recep İvedik’in erkek versiyonu bir adama aşık oluyor ve onu tavlamaya çalışıyor. Bunu yaparken de Recep İvedik gibi saçmalıyor sadece ve bu şekilde izleyenleri güldürmeye çalışıyor. Pek başarılı olmadığı da kesin.

Gupse oyunculuk kariyeri boyunca bir film hayali kurmuş ve sonunda parası olunca da hayalindeki filme imza atmış. O kadar zaman ve düşünce ile Deliha gibi bir film çıktı ise Gupse’nin oyuncu olarak kalması daha iyi gibi görünüyor.

Nis 14, 2015 | Komedi

Takip 3: Son Karşılaşma

takip-3-son-karsilasmaTakip serisi ikinci filmi Türkiye’de çekildikten sonra göze daha bir hoş gelir olmuştu. Her ne kadar film için İstanbul’a gelen Liam Neeson sokakta toletini yaparken yakalansa da film İstanbul’un güzelliklerini gösterdiği için ilgi görmüştü. Her ne kadar çağ dışı polis arabaları nedeni ile de çok tartışıldıysa da yine de güzel filmdi.

Takip 3 Son Karşılaşma bu kez Los Angeles’da çekildi ve olaylar Los Angeles’da geçiyor. Tabi böyle olunca Los Angeles’ın gezilecek yerleri ve güzelliklerini filmde görmek mümkün. Ama sanırım Los Angeles şehri filme bizim yaptığımız kadar fazla yardımda bulunmamıştır.

Serinin üçüncü filminde kahramanımız bu kez karısını öldürmekle suçlanıyor ve tüm Los Angeles polis departmanı onun peşine düşüyor. Bunun bir kurmaca olduğunu anlayan kahramanımızda polisten kaçıp katilleri kendisini yakalamaya çalışıyor. Bunu yaparken de yine ortalığı yıkıp geçiyor.

Film yine oldukça güzel ama sonunu oturtamamışlar. Katil beklenen kişi çıkıyor fakat oraya kadar profesyonelce gelen kahramanımızın sonda yaptığı hata çok amatörce. Zaten bu tarz filmlerin klasik hatası bu oluyor. Önce kusursuz bir profil çiziliyor sonra sonu bağlayabilmek için çaylak hatası yaptırılıyor.

Mar 2, 2015 | Genel
Kelimeler: ,

Transformers: Kayıp Çağ

transformers-kayip-cagPara hırsı gerçekten insanı ne hallere sokuyor. Bir zamanların efsane yönetmenlerinden olan Michael Bay para ve manken düşkünlüğü sonrası kendini iyice rezil etmeyi de becerdi. Bilmeyenler için Amerika’da Oscar’ın tersi olan en kötüler ödülleri vardır ve Michael Bay sayesinde efsanevi Transformers serisinin son filmi bu alanda birçok ödüle aday gösterildi.

İnsan seri film olunca filmler arasında az da olsa tutarlılık bekliyor fakat Transformers Kayıp Çağ’ı yazan arkadaşlar sanırım kendileri bile ilk filmleri izlememiş. Zaten oyuncu değişikliğine gitmişlerdi ve Michael Bay her filminde olduğu gibi yine oyunculu yeteneği pek fazla olmayan fakat farklı türde yeteneği olan bi mankeni filme eklemiş. Ama insan Mark Wahlberg gibi bir usta oyuncunun bu işe nasıl girdiğini çok merak ediyor.

Filmin anlatılacak pek bir şeyi yok. Transformersler ihanete uğramış, Optimus hurdaya çıkmış, sonra canlanmış, yeniden ayaklanmış fakat bu kez de ödül avcısı başka bir robot gelip onu avlamaya çalışmış, bu arada insanlarda transformers üretmeye başlamış, bunun üzerine Optimus da dinozor rabotlardan, evet dinozor robotlar da varmış, yardım istemiş vs.

Gerçekten izlerken Optimus da bizi görecek galiba dedim…

En Merak Ettiğim Filmler

son-umutHazır 2015’e girmişken vizyonda birçok kaliteli gerek yerli gerekse yabancı filmler yerini aldı ve bende bunlardan en fazla merak ettiklerimin listesini yapmak istedim.

Tabi listenin en başında Oscar’lı dünyaca ünlü oyuncu Russell Crowe’un Son Umut filmi var. Russell Crowe bildiğiniz gibi Yeni Zelandalı ve bir anlamda Avustralyalı sayılır. Kendisinin yönetmenliğe olan ilgisi uzun süredir bilinen bir şey fakat eline umduğu gibi bir film geçmediği için bu fikrini hep erteledi. Sonunda Avustralyalı bir çiftçinin hikayesini anlatan The Water Diviner senaryosunu okuduğunda yönetmen koltuğundaki yerini de aldı. Bununla birlikte filmin geçtiği yer olan Türkiye’ye geldi ve birçok yeri inceledi. Güzel bir pazarlama taktiği de kullanarak Türkiye’nin en ünlü oyuncularını filmin kadrosuna katıp Türkiye’de de iyi bir gişe elde etmeyi amaçladı. Kendisi gibi son zamanlarda Hollywood’da ses getiren filmlerde yer alan Olga Kurylenko ve Jai Courtney’i de filme katarak Amerika’da da iş yapmaya çalıştı ama şimdilik bunda pek başarılı olduğu söylenemez. Türkiye’den Yılmaz Erdoğan’ı seçti ve Yılmaz Erdoğan’da Hollywood hayali ile filme atladı. Sonra Cem Yılmaz’ı seçti fakat Cem Yılmaz’dan umduğunu bulamadı. Cem Yılmaz ve Kıvanç Tatlıtuğ arasında seçim yapmak zorunda kaldı fakat Cem Yılmaz’ın getirisi daha fazla olduğu için uzun bir ikna süreci ile onu ikna etmeyi başardı. Bunların tamamen reklam ve pazarlama taktiği olduğu belli fakat bu filmi kötü yapacağını sanmıyorum. Bir yıldır süren reklam ve pazarlama tartışmaları sonucu filmi artık izleme şansı buluyoruz.

yusuf-yusufİkinci en merak ettiğim film ise Yusuf Yusuf filmi. Fakat bu filmi merak etmemin farklı bir tarafı var. Kemal Sunal filmleri ile büyüyen biri olarak Ali Sunal her zaman farklıdır benim için. Fakat nedense onu babası gibi pek sinema filmlerinde göremiyoruz. Bu yüzden Yusuf Yusuf gibi hem de bir komedi filminde onu izlemek güzel olacak diye düşünüyorum. Diğer taraftan Oya Başar gibi bir ustanın olması da ayrı bir merak uyandırıyor.

mucizeTürk sinemasının yeni parlayan ismi olan fakat paranın peşinden gidip dizi sektörüne yönelen ama pek umduğu etkiyi yapamayan Mahsun Kırmızıgül Mucize filmi ile yeniden sinemaya dönüyor diyebiliriz. Fragmandan görebildiğim kadarı ile de hem komedi hem dramı bir araya getirmiş. Yani bir taraftan güldürürken bir taraftan ağlatacak gibi görünüyor. Mahsun’un filmlerini güzel yapan halk içindeki duygu yüklerini çok iyi görüp bunların sömürüsünü filmlerinde yapması. Önceki filmlerinde hep halkın duygusal olduğu noktaları yakalamamış ve bunları sonuna kadar kullanmıştı. Böyle olunca da izleyen herkes gözyaşlarına boğulmadan duramamıştı. Görünen o ki Mucize filminde de aynı yolu deneyecek. Bunu iyi yaptığı için de insan çok merak ediyor diyebiliriz.